Eskişehir Zaman, Mekân, İnsan

Ben tarihçi değilim; Eskişehir Zaman, Mekân, İnsan da bir tarih kitabı değil. Eskişehir’le ilgili kimi tarihsel dönemlerin, yerlerin ve yaşamların –bir mühendis gözüyle– bana ilginç gelen ve önemli bulduğum yönlerini ön plana çıkaran ve bunları okuyucuyla paylaşmayı amaçlayan yazılar bunlar. Bunları, okuyanlar da ilginç bulur ve o yönde derinleşmek isterlerse, elbet tarih kitaplarına başvuracaklardır. Aslında bir amacım da bu zaten. Zira biliyorum ki toplumumuz geçmişle yeterli ölçüde ilgilenmediği gibi, kendi yerel tarihinden de pek haberdar değildir. 

Her insanın aile bireylerine, yakınlarına, hocalarına, hemşerilerine ve halkına olduğu kadar doğduğu mahalleye, okuduğu okullara, içinde yaşadığı şehre ve hiç kuşkusuz vatanına da borçlu olduğuna inanıyorum ben. Bana öyle geliyor ki kişiliğimizin oluşup gelişmesinde, birikim ve kazanımlarımızda, hattâ ruhsal dünyamızın biçimlenmesinde –insanlar kadar– o yerlerin de bize hakkı geçiyor. Vatana ilişkin olanını ünlü şâirimiz Tevfik Fikret, yıllar önce şöyle dile getirmiş: “Vatan için ölmek de var / Fakat borcun yaşamaktır”. Bu borçları tam tamına ödeyebilir miyiz bilmiyorum ama, en azından bir yolla ödemeye çalışmamız gerektiğine inanıyorum.

Eskişehir, Zaman, Mekân, İnsan benim Eskişehir’e ve Eskişehirlilere olan borcumun birazını ödeyebilir umundayım. 

Menü